KONU:12 Temmuz 2010 tarihinde “trafik kazasinda” 19 yasinda öldürülen Bertan Mustafa Hajiahmetoglu -T.C. Marmaris 2.Asliye Ceza Mahk. Dosya No:2010/3099
Ben Dağyolu-Girne 1954 doğumlu ,Ahmet Mustafa Haciahmetoglu ,eşim Leman Ahmet 1957 Lefkoşa doğumlu ,KKTC Türk kökenli İngiliz vatandaşı olarak 22 yıldır ,her yaz çok sevdiğimiz Marmaris’e tatile gelmekteyiz. Bu yıl dünyamız zehir oldu ! 31 Ağustos 1991 doğumlu , 19 yaşında biricik oğlumuz Bertan Mustafa Hajiahmetoğlu’nu Marmaris’te 12.07.2010 tarihinde “şüpheli” trafik kazasında kaybettik. Marmaris’i çok sevdigi için Armutalan mezarligina gömdük !Oğlumuzu büyüten 2 sefer ,1963 ve 1974’de rum saldırılarıyla Larnaka’dan göçmen olan anne-annesi üzüntüden kanser oldu; düşmanlıkları bitmeyen rum lobisi onu Barnet Hastahanesinde ,ben dışarıda beklerken aşırı radyasyon yükleyip 2 gün sonra teslim oldu. Torununun yanına gömülmek istedi. Mezarları yan yanasır.
Anavatanımızda böyle hedef konularak ,aşırı düşmanlıklarla başımıza gelenler yaşam hakkımızı ihlal etmiş, 3 nesili tüketmiş ,kökümüzü ,neslimizin devamını kurutmuştur. Ben bu kadar çok acı içinde; itirazlarıma rağmen öğle saat 12.20 ile gece 21.30 arası Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğünde Çarşı Karakolunda saatlerce beni alıkoydular. İfademe de; saat üçde ‘çağrıldıktan sonra’ Karakola geldiğimi yazdılar. Bu da yanlıştır ! O ‘şok olmuş’, saat öğle 12 de gittiğim “Çarşı” Karakolunda gece saat 10’a kadar süren ,işkence halini alan travmalı halimde itiraz edemedim; polisle M.D.Hastanesine ve Ozan Apart’taki eşime gittikten sonra ifademde bahsedilen saat üçü bulmuştur. Karakola Kırçiçeği Restoran Müdürü Gürbüz beyle ilk telefon açıp, gittigimizde saat öğle 12.20’ydi.!
Oğlumun eşyalarının Tutanağı ve İfadem bu kadar uzun alamazdı ?
‘ Beni neden tutuyorsunuz ? ‘diye defalarca sordum ! ‘Sen şikayetçisin, bekleyeceksin’ dediler. Polisin görevinde taraf olan ,aşırı düşmanca tutumunu anlamiş değilim! Şikayetçiyim. Kazaya giden polisler görevlerini ihmal etmişlerdir ! Oğlumun ölümüne sebebiyet veren kişinin hatta ellerinden geldiğince suçunu örtüp, ‘delillerin yok edilmesine’ aşırı gayret gösterdiler ;kaza mahalline 2. Kaza Rapor ekibi gönderilmiştir ;sırf “katile” yardımda seferber olmuşlardır !
Möbese veya diger kuruluşlarda kamera kaza görüntüsü ,ertesi sabah iş yerlerinden polislerce toplatılıp ,’bulunmamıştır’ demişlerdir !
Kaza yerine yakın ,Turban Kavşağında çok yüksek Möbese kamerası Marmaris’e giden yolu 2Km. görebilidiği söylendi .Bize “kayıt yapmazdı” denildi. Keşif Raporunu” dosyaya koymak yerine, ikinci sefer sivil polis kaza yerinde belge hazırlayıp, oğlumu suçlu gösterecek şekilde, plan üzerinde aracın oğluma çarptığı yeri değiştirerek söför leyhine-,ifadesine uygun şekilde- değiştirilmiştir. Bu da yakın olan Turban Kavşağındaki möbese kamerasında kayıtlıydı, dolayısıyle deliller yok edilsin diye ‘Möbese çalışmıyordu ,kayıt yok’ demeye mecbur kaldılar! Bundan dolayı adalete, hukuğa inancımız sarsılmıştır ! Bu planlı “ört bas” operasyonu,kurulmuş komplo !
Siyah renkli tintli camlı (gece görmeye manidar) BMW aracın (kaporta saç kalınlığı 5mm ) önü ne hale geldi ? -RESİMLER- ARAÇ – EK 4 -Aşırı süratı belli; oğluma sağ kaldırım yanında iken çarpmıştır!
Araç neden mahkeme gününe kadar “delil” olarak bekletilmeyip , Savcılık/Polis bu aracın tamir edilip ,kullanılmasına izin vermiştir ?
Aşırı sürat “Bilirkişi Raporu” ile ,resimlerde görülen araç hasarı ,şoforün ifadesine göre süratı 50-60kms ,oğlumun otopside listelenen yaralarına lütfen bakınız -RESİMLER EK 5 -kazayı görenler ,Flamingo Otel resepsiyonunda çalışanlar ise 140kms. “uçak gibi” süratlı” ,öyle şiddetli gürültü koptu ki ,resepsiyon kapıları sallandı. Şöför Pasha Beach bar işletmecisi ,maç seyrederken bira içtiğini ,alkollü olduğunu itiraf etmiştir ,-‘ kendi deyimiyle’ ”refleksi yavaş’ ,gerçekte fren yerine, (yolda hiç fren izi hiç bulunmadı) sırf “vurup kaçmak için” gaza basmış, BMW tam orta yerinden vurdu ; dümen kırıp hedef alınmış ,oğlumu 40 metre sürükleyip ,”kırılmadık kemiği kalmadı “,genç adamı parçaladıktan sonra, 20 metre ileride ,arac önü yolkenarındaki duvara toslamış ; artık ilerlemesine imkan yokken ,çevreden görüldüğünden ,kazadan kaçamamış ,durup önce 5 araçla gelen yandaşlarını, -taksi durağında ,çevrede olanları tehdit ederek ,tanıklık yapmalarını engellemişler- sonra da ambulans çağırmaya mecbur kalmıştır. !
Görevli Savcı Hamza Yokuş ,kanun gereği ölümlü kazada yabancı uyruklu biri olduğu halde kaza mahalline gitmediği ,görevini yerine getirmediği söylenmiştir.
Kaza mahalli resimlenmiş; mahkemedeki dosyaya DVD’si düşmedi ;yakın ve mesafeden çekilmiş hiç resim yok! Kazalı aracı ‘Çekici’,ile acil tamire ve park yerine götürdükten sonra ikinci sefer tepeden 4 resim çekilip dava dosyasına yalnız ‘bunlar’ konmuştur.
Oğlumun “otopsi raporu ” yapan , imzalayan Dr. ‘Hipokrat Yeminli’ cinsiyetini , görünen sünnetli erkekliği resmi altına “kadın” yazmıştır! Bu kin ve nefret suçunu işleyen Doktor insanlık ayıbı nasıl hala görevli? Dünya görüşü , tarikatı , Otopsi Raporu yalan ve morgdaki resimlerinde görüleceği gibi -İLİŞİKTE –
EK- 5 Bertan’ın kırılmadık kemiği, yaralanmadık yeri kalmamıştır ! Bu kadar acılı ölümü Allah kimseye nasib etmesin!
Evladı olan herkesin vijdanına sesleniyorum; Yusuf isimli sivil polis (Cep 0505 542 8021),oğlumun definedileceği ,14 /07/10 günü eşime telefon açarak “Bu sıkıntılar içinde mezar işleriyle uğraşmayınız, biz hallettik” demiştir.Kime Hizmet ediyordu? Oğlumun Katili için polis nasıl seferber olur? Oğlumuzu topraga vermenin derin acısıyle yanarken ,Allah aşkına, yapabilecekleri oğlumuzun mezar ücretini, bize sormadan davranıp, Armutalan Belediyesine ödetmek miydi ? Ertesi gün durumu öğrenip Belediyeye mezar ücretini ödeyen ,Marmaris Çanakkale Seramik’te çalışan Ahzen denen şahsın -oğlumu yaya takip edip, Taksi durağında Arif Karakuş’a ait taksiye girdiği halde, taksiciye emirle “insin ,taşıma” emrini verip ,oğlumu araçtan çıkmaya zorlayan örgüt üyesi-parasını iade ettirdim! FATURA –
ve TUTANAK -BELEDİYE – EK 3’dedir.
Polis Karakolunda görevli Mehmet Munglay ,görevini kötüye kullanarak ,zanlının yeğeninin cep tel.kullanmasına yalnız izin vermedi ,Resmi Makamların halka açık olmayan Tel. no servis etti ve katil Mardin Emniyet Md.,Marmaris Jandarma Komutanını arayıp “Ört-Bas” kampanyası başlattı. Tel.İdaresi Bşk. 80 görüşme yaptığı Listeyi verdi. 3 görevli Polis oğlumun ölümüne sebebiyet veren şoförün arkadaşları veya yakın akrabası gibi hareket ederek, haklarımızı gasb etti. “Görevi Kötüye Kullanmadan” Mahkemeye verildiler ama Savcı atanmadı, defalarca Polis ifade vermeye mahkemeye gelmedi.
Bizi adaletten mahrum etmeye yönelik tedbirler aldılar !
Başımıza gelen felaketin- Bertan 19 yaşında tek evladımızdı- bir ömur mağduriyetimiz yetmezmis gibi Anavatanımızda bu yürekler acısı durumun başımıza geldiğine inanamak dahi istemiyoruz !
Kaza saat 4.10 da vukuboldu. Şoför Serkan ÇINKIR’in ifadesi dört saat sonra, avukatı Zehra Ovalı SOYDAN eşliğinde saat 7.40 da alındı. Bu şahıs alkollü olmasına rağmen kan tahlili yapılmadan adliyeye sevk edilerek serbest kaldı !
İfadesi kaza sonrası hemen alınmış olsaydı, ya da kaza sonrası alkol raporu ( 54 Promil ) kan değerleri ölçülmek suretiyle alınmış olsaydı, alkollü Serkan ÇINKIR mahkemece serbest kalmayacaktı ! Burda polisin görevini ihmali vardır. Söz konusu polis memurlarından aşağıdaki konularda açıklama yapmalarını istirham ederim;
1- Serkan ÇINKIR’in ifadesi neden dört saat geç alınmıştır?
2- Kaza sonrası, hemen Serkan ÇINKIR’in “Alkol Testi” için kan /idrar örneği neden alınmamıştır?
3- Neden rahmetli oğlumun teslim olduğu ona soylenmiş ve tedbir alması,aldırması sağlanıp, saatler sonra alkol tesiri azalınca ,basit alkolmetre testine tabii tutulmuştur ?
4- Serkan ÇINKIR’in kaza anında yolcusu Sinan KILIÇ’ın neden şoförle ayrı ,ayrı ifadeleri alınıp,sonra şöforle kıyaslanmamış ? Şahit olarak kazalı aracın arkasında oturan iki yabancı kadının isimleri yok ,ifadeleri alınmamıştır?
5- Polisler neden Belediye defin işlerine karışmışlar ve bu konuda sivil polis memuru Yusuf (Cep 0505 5428 021 )eşime telefon açarak “Siz bu sıkıntılarınız içinde mezar işleriyle uğraşmayınız, biz halletik” demiştir. Meğer belediyeye mezar ucreti ödenmis.Bunu kabul etmemiz mumkun değildir .Armutalan Belediyesine ben 15/07/10 tarininda mezar ücretini ödeyip,orijinal faturayı iade ettirdim. İlişikte FATURA BELEDİYE- EK 3
6- Benim 12.07.2010 tarihli İfademe neden “Yabanci uyruklu ‘Ingiliz’ olarak göstermişlerdir. Polise KKTC Kimliğimi de gösterdim.İfademde saat 15’de polis karakolundan çağrıldım”,diye yazdılar;saat 12.20de Kırçiçeği Restoran Müdürü Gürbüz bey polise telefoniyen sorup Çarsi Polis Karakoluna kendi isteğimizle gittik. Bu polise cağrıldıktan saatler sonra gittigimi yazmanın gereği , anlamı nedir?
7- Oğlumun cenazesi neden bizlere sorulmadan -sabah saat 7’de İzmir’e Ege Üniversitesine otopsiye gönderilmiştir ? Karakola vardiğimizda ogle saat 12.20 gibi otopsi yapılan yere telefonla ulaşıp”Bertan Mustafa Hajiahmetoğlu’nun babası karakolda”, ‘Otopsiye izni var mı ? Soralım’ demeyi neden gereksiz görmüşlerdir !
Bunun yerine ,benimle karakola giden Gürbüz beyle ,Yusuf isimli sivil polis memuru Marmaris Devlet Hastanesi’ne gittik. Sorulsa önceliğim otopsideki oğlumdu !
19 yaşında, 160m. boyunda, 62kg. ağırlığında, ‘ceylan gibi’ oğlumun ‘ ölüm nedeni ‘ kazadan dolayı olduğu belli! Kanındaki alkol oranı ölçülebilirdi ;halbuki oğlumun ‘Klasik Otopsi Raporu’ gerektiğine karar verilip, İzmir Adli Tıp Kurumu’nda
“bizden izinsiz” her organını kesip, çıkarıldılar ; vücudunu parçaladılar , organları eksik,bir torba içinde gömüldü !
Burda yapılan, ‘her organı alınıp ,yerine konmayan meftanın’ Müslümanlığa aykırı gömülme tarzı, aşağılanmasıdır. Böyle algılıyoruz ! Bu durumdan şikayetçiyiz.
8- Beni Çarşı Karakolunda dokuz saat süreyle ,saat 21.30′ a kadar oyalayacaklarına ,hemen şikayetimi alıp ,Eşya Tutanağıyla serbest bırakmalıydılar ! Şikayetçiyim.
9- Şahitleri ,bar/otel işletmecisi Serkan ÇINKIR ,tehditle yıldırmış , Cumhuriyet Savcısı sayın Hamza YOKUŞ la, avukatımız sayın Yüksel DÖNMEZ’in aldığı randevu, canından korkan tanık şahıslar gitmediğinden dolayı değerli zamanları boşa harcanmıştır !
10- Can güvenliğinden çekinen tanıklar /şahitler vardır. Bu gencecik oğlumun nasıl öldüğünü görenlerin adalet ve vijdan meselesidir .Bu şahısların tanık/şahit olmaları açıkca tehdit ve baskı ile engellenmiştir !
‘Suçluluk oranı soföre ağırlıklı diye, adaletsizce yönlendirme olduğu gerçektir. Bu şahitler sindirilince ,durumu takip eden diğer şahitler de korkup vijdanlarının sesini dinleyebileceklermi ?
Bu durum mahkeme gününe kadar düzeltilir ;bir can almanın bu kadar bedelsiz olmadığı, vijdanlara dokunup, mahkeme gününe inşallah değişecektir !
11- ‘Kaza Keşif Raporu’ şahitler eşliğinde,hemen kazadan sonra alındığı gibi ( daha sonra düzenlendiği gibi değil )tekrar ,kaza mahallinde çekilen resimler göz önüne alınarak yeniden tesbit edilmeli ve dosyada yalnız Serkan ÇINKIR’in ifadesine göre hazırlanan kaza planı değil, arabanın hasarı göz önüne alınarak,Bilirkişi raporu ile tekrar tanzim edilmezse, adalet çarpıtılmış ,dava aleyhimize dönmüş olacaktır !
Bu vijdanlara sığmadığı gibi ,ne rahmetli oğlum mezarında huzur içinde yatar , ne bu haksızlıklara uğrayan bizler bu durumu hazmedebileceğiz .
Ayrica uyrugu olduğumuz İngiliz makamlarına şikayetle ,bu konularda açıklık getirilmesini isteme hakkımızı mafhuz tutuyoruz.
Gerekirse önce Yüksek Mahkemeye baş vuracağız ! Hollanda mahkemelerine de baş vurabiliriz.
12-Kaza mahallini kaydeden Türban Kavşağında’ki Möbese kamerası ’15 günde silinir’ diye, avukatımız zamanınada müracaat etmiş, ancak yine gerçek meydana çıkacak diye, ‘Kayıt yapmıyordu.Çalışmazdı’ demiştirler! Bu kabul edilemez !Kazadan bir gün sonra polis memurları etraftaki işyerlerinin kamera kayıtlarını toplamışlardır.
13- Bu davanın TC Marmarıs 2’nci Ceza Sulh Mahkemesine 22 Aralık tarihine geleceği dosyadadır. Bu tarihin öne çekilip davalı kış önü Hollanda’ya dönmeden mahkeme edilmesi mümkün değil mi ? Avukatımız bu tarihi öne alma girişimini yapmış, sonuçsuz kalmıştır.
14- Oğlumuz çok başarılı , zekiydi. Southgate Kolej’inden 8 dersten ‘ İFTİHAR ‘ Derecesinde not almıştı. Brunel Üniversitesine giriş imtihan sonuçlarına bakılmaksızın, şartsız, yatılı Brunel Universitesi’nde Bilgisayar Bölümüne 2010 Eylül de başlamak üzere kabul edilmişti.- ilgili mesajlar ÜNİVERSİTE EK 1 ve 2 ‘dedir.
Bizleri oğlumuzdan mahrum edip ,onun hayatına mal olan ,ailece hepimizi ve çevresindekileri onun varlığından mahrum ve mağdur edenlerin ,hafif cezalalarla geçiştirip, normal yaşamlarına devam etmeleri ,adaletsizliği kabul edemiyeceğimiz gibi bir ömür ailece derin acılar çekmemize vesile olacaktır. (12 yıldır, sağlığımızı yitirdik, adalet bekleyerek sabır taşına döndük)
Bu davayi hak, hukuk çerçevesinde ,adilce çözümlenmezse ,Yüksek Mahkemeye ve Hollanda’da (-şöförün tabası ,aracın kayıtlı olduğu ülke -) mahkemelerine kadar götürmeye kararlıyız .
Sizlerden istirhamımız bu dava konusunda yapacagınız girişimlerin, adaletin yerini bulmasında yardımcı olacağı ,girişimleriniz için şimdiden teşekkür ederiz.
Armutalan Belediyesi ihmalleri; Yaya Geçit’lerini görülecek şekilde , ‘Standard- Reflektif’ boya ile (bu yıl turist mevsimine hazırlık mahiyetinde )işaretlememiş ,
bu yolda defalarca tedbir almaları için şikayet etmemize rağmen ,aynı tehlikeli durum devam etmektedir. Armutalan Beldiyesi’nden şikayetçiyiz. Dava da açabiliriz.
Kaza Şirinyer Siteler Flamingo Otel karşısında olmuş, kaza sonrası Trafik/ Belediye hiçbir tedbir alınmamıştır! Marmaris’te olduğu gibi, Türban kavşağına kadar ortadan bariyerlerle kapatılıp , kaza önleyici tedbirler alınmalıydı !
Durum İngiliz turistlere özellikle ters gelmektedir. Yayalar için çok tehlikelidir. Kaza mahallini güvenli hale getirmelidirler !Bizim gibi kac kisinin cani yanacaktir?
Marmaris Belediyesi ‘metal bariyerlerle’ yol ortasını ayırmıs, yayaların geçişini engellemiştir. Benzer uygulamayı Armutalan Belediyesi yapmamıştır ! Trafik ışıkları ile araç geçisi kontrollü, Sürat Kamerası ,Möbese Kameralarıyla donatılıp ( bu kazada Möbese ‘Çalışmaz’ ,denmiştir) işler vaziyette olmalıdır! Bölgede ‘ trafik önlemlerinin’ alınması , daha çok kaza olduktan sonra mı alınacaktır ?
Bu konularda iyileşme olduğunu duyamak ister , saygılarımızı sunarız.
Ahmet Hacıahmetoğlu . . .. . .. . . .. .. . . .. .. .. . .. . .. . .. . .. .. .. . .. …..
Leman Hacıahmetoğlu .. . .. .. .. … . .. . .. . . .. . . .. . .. … .. .. . .. .. .. .
Tarih : 9 Eylul 2010